Televizyonu Evinizden Kaldırın!

Bu konuya değinmemin ve böyle bir başlığı atmamın sebebi hem uzun yıllar TV yi bağımlı derecesinde izlemiş üniversite yıllarında ise 4-5 yıl kadar televizyon dan bir o kadar uzaklaşmış olup aradaki farkı iyi sentezleme ve analiz etme imkanım olmasıyla vardığım bir sonuç diyebilirim.

7-20 yaş aralığında tamamen spor ve sinema için zamanımın gerçekten ciddi bir bölümünü televizyon başında uykuya dalana kadar geçirmiş sonrasın da 20-26,27 yaş aralığında televizyon izleme durumu günlük zaman dilimi arasında minimum diyebileceğimiz bir zamana ulaşmıştır. Üniversite yıllarımda yalnızca siyaset programlarına baya bir ilgim artmış olup, daha çok youtube üzerinden takip etmeye çalışmıştım. Sonra üniversite bitmesi ile iş hayatının başlaması ve yine ev hayatında televizyonun sürekli açık kalması aile bireylerin her türlü dizi, film program ve siyaset programları izlemesi ile artık kesinlikle benim için bu televizyon olayının insan hayatına inanılmaz zararları ve kesinlikle kaldırılması gerektiği kanısına varmamı sağladı.Bazı başlıklar altında detaylara inersek;

  • Diziler, Filmler

    Televizyonun yaygınlığı onda sunulan programların ve mesajlarının daha fazla sayıda izleyiciye ulaşmasına fırsat vermektedir. Dizi filmler de bu imkândan yararlanır. Dizilerde kurgulananların izleyiciler tarafından model olarak algılanma ihtimali dizilerin önemini artırmaktadır. Model alma veya özdeşleşme en çok kullanılan öğrenme yöntemlerinden birisidir. Bu şekilde öğrenme televizyon programlarında rol alan kahramanların hal, tavır ve davranış biçimlerinin izleyici kitleler tarafından modellenmesi ile gerçekleşir. İzleyici, kahraman veya herhangi bir karakterle kendisini özdeşleştirerek bir anlamda onun yaşadığı dünya ile etkileşimini artırmaktadır. Karakterlerin davranışları ve izlenenler izleyiciler tarafından genellikle içselleştirilir. Doğal izleme ortamlarında gözlemlenen izleyicilerin dizide meydana gelen olaylar karşısındaki tepkileri bunun göstergesidir. Kahramana tuzak kurulduğunda oturdukları yerden kahramanı uyardığı, kötü niyetli birisinin zarar vermek istediğinde, yalan söylediğinde onu dikkatli olmaya çağırdığı ve uyarmaya çalıştığı vb. durumlar bu açıdan örnek olarak ifade edilebilir. Bunun neticesinde izleyiciler günlük yaşantısında bu karakter(ler)in kullandığı sözcükleri kullanmakta, yaptığı şakaları yapmakta, giyim tarzını ve saç şeklini taklit edebilmektedir. Kısaca o karakterin sahip olduğu özellikleri taşıyabilmek ve yaptıklarını taklit etmek başka bir ifadeyle onunla bütünleşmek için çaba harcarlar. Bu uğraş, dizi oyuncularının davranışlarının ve tavırlarının izleyici açısından sahip olduğu önemli konuma işaret etmektedir.

    İzleyicilerin etkilenmesi dizilere ve senaryolara yansımaktadır. Senaryonun oluşturulması, ona uygun kurgunun yapılması ve oyuncuların seçilmesi diziler ve izleyiciler üzerinde etkili olmaktadır. Çukur, Adana 01 gibi saçma sapan diziler sürekli türemekte ve ciddi izleyici kitlesi oluşmakta. Bu dizilerde gerçekleşen vakalarda kahramanların hiçbir emniyet birimleri ile problem yaşamamalarının, güle oynaya insanları öldürülmesi, öldüren kişilerin kahraman gösterilmesi , ön plana çıkması, dizide saygı duyulan bir karakter olarak gösterilmesi toplumda özellikle de eğitimsiz kesime ciddi etkisi olmaktadır. Anlam veremiyorum yani ‘01’ gibi bir dizi neden popüler edilmeye çalışılır internet tv lerinde yayınlanmaya çalışılır. Bu tarz dizi ve filmlerden çoluğunuzu çocuğunuzu uzak tutun arkadaşlar. İzlemeyin izlettirmeyin.
  • Siyaset Programları

    Üniversitedeyken bir dönem baya baya zaman ayırıp takip ettiğim, bir gün bende siyasete mi atılsam? diye hayaller kurduğum dönemlerde takip ettiğim programlardır kendileri. Tutkulu tartışmalar, yüksek desibelli sesler, osmanlıca mı desem veya siyasi dil mi desem günlük hayatta konuşulmayan kelimeler, hitabetler bana hoş geliyordu. Tabi siyaset hayali kuruyorum ya kendimi geliştirmem lazım diyordum (: Ne de olsa öğrencilik yılları (üniversitede buna dahil) iş hayatını görmeden kesinlikle toz pembe yıllardır. Bu yıllar da şunu yaparız, bunun için uğraşırız, hayalim şu bu demek kolay geliyormuş gerçekten. Neyse meselemize dönecek olursak; bu siyaset programları saatlerce konuşulan ama vatana millete hiçbir fayda sağlamayan, onca profesörün araştırmacı gazetecilerin bir araya gelip bağırıp çağırıp ve asla birbirlerini dinlemeyi bilmeyen bir insan topluluğunu içeren programdır. Tamamen kuru gürültü yani. Saatlerce tartışırlar herkes kendi fikrini sunar kimse çözüm üretmez veya halka, vatandaşa olan bitenin analizini yapmaz, insanları bilinçlendirmek yerine birbirlerine karşı ego tatmin ettikleri bir programdır. Siyaset programlarını izleyerek boşa o kıymetli vaktinizi ayırmayın derim.
  • Haberler

    Bu kadar boş, gereksiz, haber yapmak için haber yapan, bir tane önemli bir haber bulduğunda günlerce aynı konuyu dönüp dolaşan ve bunun üzerine haberler yapan, tekbir haberi 5 parçaya bölüp yarım saat aynı konuyu haber yapan (tgrt haber), bilim ve teknolojiden, sanattan uzak tamamen fayda ve öğrencilikten ziyade popülariteye göre haber yapan bir sözde haberler zümresi.

    Kişisel gelişim üzerine bir dönem ağırlık verirken okuduğum bir kitapta; (yazarın ve kitabın adını hatırlayamıyorum) “Kesinlikle haberler den uzak durun; Her gün şiddet, kriz, kazalar, ölümlerden bahseden bu haberler sizi her gün olumsuz düşüncelere mutsuzluğa, yer yüzünde hiçbir şeyin doğru gitmediği düşüncesine iterek ve bu olumsuz düşünceler içerisinde uyumanıza ve uyanmanıza sebep olacağı için sizi başarıya gidecek yoldan sapmanıza etki edecektir. Hayata olan pozitif bakış açınız günden günden negatife dönüşecek ve hem çalışma hayatınıza hem sosyal hayatınıza olumsuz yönde tesir edecektir.” Ülkemiz bazın da da düşünüldüğünde katılmamak elde değil. O halde diyorum ki Haberleri izlemeyin!!
  • Tembellik

    Televizyonun sürekli açık kalması bir süre sonra bağımlılık yaratabilmektedir. Öyle ki evimize gelir gelmez ilk işimiz televizyonu açmak oluyor. Hatta evin içerisinde yeter ki bir ses olsun diye televizyonu açık bırakıp başka işler ile uğraşabiliyoruz. Bunu bende yapmadım değil. Hatta banyo bile yaparken televizyonu açık bırakırdım o derece yani. Bu durum hem elektriği gereksiz kullanıma, sürekli bir ses ile farkında olmadan beynimizin çalışmasına ve yorulmasına ve dikkat dağınıklığına, hantallığa sebebiyet vermesidir. O gün için evinizde planladığınız bir işiniz ile alakalı araştırmalara, proje çalışmalarına veya bir kitap okuma gibi günlük planlarınızı yapmanıza engel olmaya sebep olabilir.
  • Öğrenciler

    Çocukların televizyondan uzak tutulması hususu başlı başına bir gündem ve hakkında bir çok kez tartışmalar ve kritikler yapılmış olmasından dolayı bu konuya değinmicem. Bu konuya ayrı bir başlık açıp makale yazmak icap eder.

    Bir öğrenci için özellikle lise veya üniversite sınavlarına hazırlanan hatta üniversite öğrencilerini de buna dahil edebiliriz, kesinlikle televizyondan uzak durmalıdırlar. Zamanın boşa gitmesinden bahsetmiyorum o zaten bariz bir sorun. Televizyon izlemenin şöyle bir etkisi var ki bende bunu bizzat yaşadım, hissettim; kesinlikle insanı tembelleştiriyor. Gözlerimizi yoruyor, hem görsel hem işitsel sürekli beyne sinyaller iletiliyor ve gün içerisine beyninize çok fazla gereksiz bilgiler giriyor ve dolayısıyla beyninizde yoruluyor. Ben sınavlara hazırlanırken hocalarım sınavlara çalışmanın, ezber yapılması gereken konuların verimliliği için en iyi zamanın sabah saatleri hatta sabah namazı sonrası uyumayıp dinç vücut ile yapılacak çalışmalardır demişlerdi ki tamamen katılıyorum. Bu sebeple düşündüğümüzde zaten okul, ülke yaşamın zorlukları, ulaşım, trafik derken bir de evde televizyon ile zaman ayırarak gereksiz bilgiler ve gürültüyle beyninizi yormanın bir anlamı yok. Başarılı olabilmek için mutlak odaklanma gerek. Hiçbir şey ile beynimizi meşgul etmeden derslere veya araştırmalarına odaklanıp özenle çalışmak gerek . Bu noktada ders çalışayım iki saat ara verip televizyon izleyip sonra devam ederim düşüncesi kesinlikle yanlıştır. Tavsiyem o ki başlıkta da belirttiğim gibi tamamen televizyonunuzu kaldırın veya çocuğunuzu televizyondan uzak tutup tamamen izole bir ortamda amaçladığı şeye odaklanıp hazırlanmasını sağlayın.
Evimde televizyonum yok, bundan dolayı izlemiyorum.

Demem o ki ey ahali, günlük yaşamında daha pozitif kalmak istiyorsan, daha zinde bir beyin dolayısıyla daha zinde bir vücut istiyorsan, evine geldiğinde kitap okumak istiyorsan, ey öğrenci ders çalışmak istiyorsan, ey mühendis, doktor, öğretmen, işçi emekçi anne baba kendini geliştirmek boş zamanlarını değerlendirmek istiyorsan, sosyalleşmek istiyorsan, kendine hobi edinmek istiyorsan (blog yazmak gibi), kafanın daha rahat etmesini daha huzurlu olmak istiyorsan televizyonunu kaldır evinden.

Biraz sert bir yazı oldu şöyle baştan okuyunca farkettim. Tamamen içimdeki düşünceleri yazıya döktüm diyebilirim. Şimdi diyorsunuz ; iyi güzel hoşta tamamen televizyonu kaldırırsak faydalı gördüğümüz bazı programları nasıl takip edicez. Örneğin National Geographic, Netflix, Futbol maçları vs. Bu saydıklarımı bende takip ediyorum özelliklede stres atmak için futbol maçı izlemek bağırıp çağırmak atlayıp zıplamak cidden iyi geliyor diyebilirim, bunu bence yapın (: Onun haricinde bir çok şeye laptopunuz dan rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Benim tavisyem televizyon yerine alın bir tane projeksiyon cihazı evinizde uygun köşeyi ayarların. Stres atmak istediğiniz açarsınız netflixi güzel bir film izlersiniz. Futbol maçlarını digitürk üyeliğinde Bein connection ile yine bu şekilde takip edebilirsiniz çözüm çok. Asıl mesele aslında iradeli olmakta, birey olarak kendinizi geliştirmenizin sosyal hayatınızı daha güzel yaşamanın yanında bu keyifli ve kısacası boş zaman etkinliklerini dengeli kullanmak. O zaman televizyonu bile kaldırmaya gerek kalmayabilir. Ama öyle olmuyor işte. Boşverin siz kaldırın gitsin beni dinleyin (:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir