Türkiye’nin Asansör Tarihi

Türkiye’ nin asansör tarihçesine değinmeden önce Dünya’ da asansör serüveni nasıl gelişmiş ve günümüz modern asansör sistemlerine nasıl ulaşmıştır. Yaptığım araştırmalardan özet geçerek anlatmaya çalışıcam.

Asansör kelimesi Fransızca ascenseur “mekanik tırmanma aracı” sözcüğünden alıntıdır. (İlk kullanımı: 1867 Léon Edoux, Fransız mühendis)

Asansör Tarihçesi

Zamanın başlangıcından beri insanlar, mallarını ve mühim insan yolcularının bir arazi seviyesinden diğerine daha kolay bir şekilde taşınmasının yolunu aradılar.

M.Ö. 236 gibi erken bir tarihte, antik Yunan matematikçisi Arşimet (Archimedes) bilinen ilk asansörü inşa etti. Bu başarı, 150 yıl sonra yaşayan bir Roma yazarı ve mimarı Vitruvius’un eserlerinde kayıt altına alınmıştı. Bundan öncesinde bile bazı eski uygarlıkların asansör kullandığı konusunda bazı şüpheler var. Roma İmparatorluğu’nda meşhur gladyatörleri ve hayvanları Roma Kolezyum Arena seviyesine çıkartmak için asansörler yaygın bir şekilde kullanılmıştır.

Bir Alman Askeri Mühendisi olan Konrad Kyeser 15. yüzyılda askeri teknoloji üzerine popüler bir kitap olan Bellifortis’in yazarıdır. Kendisi Nicopolis (Niğbolu) savaşında Türk’lere karşı Haçlı ordusuna katılmıştır. Bu zatın Bellifortis kitabında bir asansör tasarımı mevcuttur.(1405-solda)

Yolcu Taşıyan ilk asansör, Fransız Kralı XV. Louis için günümüzden 260 yıl önce Versailles sarayında kurulmuştur. Bu asansör, bazı ağırlık dengeleri ile hareket etmekte ve insan gücü ile çalışmaktaydı. İngiltere’ de 1830 yıllarında, direkt hidrolik tahrikli yük asansörleri, 1835′ te de buhar makinesi ile çalışan bir transmisyon milinden kayışla hareket alan, “teagle” denilen asansörler yapılmıştır.

İlk ciddi anlamda düşey kaldırma sistemlerinin gelişimi, 19. yüzyılda 1850 ve 1860 yılları arasında, Amerikan Endüstrisi ile çalışan İngiltere’deki tekstil fabrikalarına dayanır. Bu gelişmeler daha sonra endüstriden ticarete ve halka transfer olmuştur.

1800′ lü yılların başlarında da bu konuda çeşitli fikirler vardı. Ancak önemli olan bu işi ekonomik olarak gerçekleştirmekti. 1880 ve 1890 yıllarında elektriğin kullanımı, düşey taşıma mekanizmalarının önündeki perdeleri araladı ve işi daha pratik ve ekonomik hale getirdi.

Elisha Graves Otis

Elisha Graves Otis isminin bugün, yolcu asansörü ile eş anlamlı olmasının sebebi onun zamanında bir efsane olmasıydı. 1854 yılında Otis, New York Crystal Palace’ da “Gelişmiş Asansörünü”sergiledi. Tanıtım sırasında platform yüklendi, yükseltildi ve sonra askı halatı kesilerek platform serbest düşmeye bırakıldı. Kalabalığın bakışları altında platform düşmedi ve frenledi. Böylece sistemin emniyetle kullanılabileceği ispatlandı. New York Tribüne “İlim, Endüstri ve Buluş” diye başlık attı.

Yine Kasım 1854’te Scientific American bu sergilemeyi bir örnek olarak yayımladı. Avrupa da hemen hemen aynı tarihlerde çıkrık tipi, su ile, buhar türbini ile çalışan benzer denemeler yapıldı.

Modern anlamda ilk asansör ise 1857 yılında New York’ta bir iş merkezine Elisha G. Otis tarafından tesis edilmiştir. Buhar makinesi ile çalışan ilk asansörün kurulmuş olması New York şehrinde buhar boru şebekesi yapılmasına, buharlı asansörlerin yaygın olarak kullanılmasına yol açmıştır.

Diğer taraftan, büyük şehirlerde basınçlı su şebekesi kuruluşu da, hidrolik asansör yapımı konusuna eğilimde etken olmuştur. Paris’te ilk “güvenli hidrolik asansör”, Léon Edoux tarafından yapılıp “ascenseur” ismi ile adlandırılarak 1867 Paris sergisinde tanıtılmıştır.

1878′ de Otis firması hız regülatörü ilavesi ile asansör paraşüt sistemini geliştirmiştir. Yüksek hızlı ve aynı anda hareket eden dört birimden oluşan ilk grup asansörler New York’ta Boreel binasına 1879 yılında Otis Elevator Co. tarafından yerleştirildi.

1880 yılında ise Manheim Endüstri Sergisi’nde, Siemens ve Halske firması 22 metre yüksekliğinde bir binaya ilk elektrikli asansörü yerleştirdiler.

Otis 1889 yılında sonsuz vida mekanizmalı ve halat tamburlu, elektrik motoru ile direkt bağlantılı asansör makinesini yapmıştır. Otis tarafından 1892 yılında asansör makinesinde Ward-Leonard tahriği uygulamış, 1894 yılında ise ilk basma düğmeli kumandayı gerçekleştirmiştir.

1900 yılında, Fransız de Bueren, New York’ta redüktörsüz asansör makinesini German-American House’a kurmuştur. 1904 yılında Otis firması, redüktörsüz ve tahrik kasnaklı asansörü yerleştirmiştir.

Asansör mühendisleri 1915 yılında “hassas seviye düzeni” uygulamışlardır. Tahrik kasnaklı asansörler üzerinde, 1927 yılında Dipl.-Ing Hymans ve Hellborn, ayrıca Prof. Donadt tarafından yapılan bilimsel araştırma ve yayınlardan sonra, çeşitli halat yiv profilleri, yapım tarzı gelişimini tamamlamış ve günümüze kadar ulaşmıştır.

Türkiye’nin Asansör Tarihçesi

Türkiye’de kurulan ilk asansör

Türkiye’de monte edilmiş en eski asansör Pera Palas Hotelinde halen çalışmakta olan asansördür.

1888 yılında Paris’ten yola çıkan ve 80 saatlik yolculuğun ardından İstanbul’a varan çok lüks bir tren olan Orient Express (Şark Ekspresi)’nin yolcuları genelde yüksek tabakadan bürokratlar, yazarlar ve zenginlerdi. İşte Pera Palace Hotel’in yapımına, aslında bu insanların konaklama ihtiyacı nedeniyle karar verildi.1895 yılında özel bir balo ile hizmete açılan otel, İstanbul’un en ihtişamlı yapılarından biriydi. İstanbul’da Osmanlı sarayları dışında elektrik verilen; ilk elektrikli asansöre ve sıcak suya ilk sahip olan bina, Pera Palace Hotel’di. Hotelin işletmesi 1896 yılında “Compaigne İnternationale des Grands Hotel” tarafından devralınmıştır.

Orient Express

Beyoğlu belediyesi sınırları içerisinde bir çok eski, tarihi dokusu bulunan asansörlerin muayenelerini gerçekleştirdim. Fakat Pera Palas’ ta ki ilk asansörün muayenesi yapmak bana nasip olmadı. Bu asansörü 1998 yılında tamiratını bizzat yapan üstad Ersan Baysal, 2007 yılında TSE’ nin yayınladığı dergi için oldukça teknik bir yazı kaleme aldı. Burada bu yazıyı alıntı etmek en doğru bilgiyi aktarmak adına doğru olacaktır.Buyrun ;


Pera Palas

Buga Otis Genel Müdür Sayın Bora Gülan, ofisinde 1893 tarihli 1500 USD’lik el yazılı, “Pera Palas hoteline bir adet asansör yapımına ait kontrat” bulunduğunu söylemiştir. Ancak tahrik grubunun, senelerce evvel değiştiğinin kanaatindeyim. Şu anda sistemde çalışan Makine-Motor grubunun markası Schindler’dir.

Asansör, yapım orjinalliğini büyük ölçüde muhafaza etmektedir. Taşıyıcı raylar dairesel kesitli (Boru ray) transmisyon çeliğidir. Paraşüt frenleri bu ray formuna uygun ve çalışır vaziyettedir.

Halat Sistemi

Kuyunun iki yanında, içi boş iki dekoratif demir döküm sütun mevcuttur. Bu iki sütun içinde karşı ağırlıklar çalışır. Dıştan bakıldığında dört halatlı, alttaki makine dairesinden bakıldığında iki halatlı zannedilirse de, aslında tek halatlıdır. Halatın bir ucu, bir sütunun içindeki ağırlığın üzerinden başlar, ikinci sütunun içindeki karşı ağrılığın üzerine iner ve bağlanır.

Sistem tek halatlı olduğundan, halatların üzerinden geçtiği tekerleklerin uçlarına paraşüt frenleri pabuçları bağlanmıştır(Resim A). Tekerlekler kuvvetli yaylarla raylara doğru itilir. Kabin ağırlığı nedeni ile frenler raylara değmez. Ancak, halat koparsa yaylar freni raylara sıkıştırır. Bu sistem şu anda çalışır durumdadır. Kabin, kapılar, merdiven sahanlıkları değişmemiştir. Zamanı bilinmemesine rağmen minimum 50 sene evvel sadece Schindeler makine grubu (tek hızlı bilezikli asenkron motor) ve kumanda panosu değişmiştir. Bu eski makine-motor grubu da ilginçtir. Motor makine üzerine monte edilen küçük bir özel yapılı asenkron motor, iki iş birden yapar.

Çağırma butonuna basıldığında, kumanda panosu aşağı veya yukarı istikametini seçer, pano üzerindeki bu motorun küçük gücüne göre seçilmiş, aşağı ve yukarı kontaktörlerinden biri aktif olur ve gelen faızn sırasına göre sağa veya sola döner. Motor miline bağlı bir sistem makine frenini açar. Aynı anda yine bu motorun miline bağlı bir diğer sistem üzerindeki üç fazlı kontaklar, ana motora gerilim verir.

Resim A- Fren sistemi

Makinenin arka bölümünde dirençler vardır. Dirençlerin uçları, makinenin arkasında bulunan ve motorun dönmeye başlaması ile hareket eden kontak grubuna bağlıdır. Dirençlerin toplamı “bilezikli asenkron motor”un bileziklerine bağlıdır. Motor harekete geçince arkadaki kontaklar, bilezikler üzerindeki dirençleri kısa devre etmeye başlar ve sonunda tam kısa devre eder. Böylece asansör yavaşça hareket eder ve hızlanır. Durma anında da aynı işlem tekrarlanır.

Bu sistem üzerinde bir de hava amörtisörü vardır; sisteme zaman kazandırır. Anlatmaya çalıştığım, küçük fren motorunun çalışması çok ilgi çekicidir. Motor yine kısa bir dönüş yaptıktan sonra, asansörün hareketi esnasında, üzerinde gerilim olduğu halde sabit kalır, ancak ısınmaz.

Makine-Motor Grubu (Pera Palas)

Bu motorun aynısı faz sırası kontrolü içinde kullanılmıştır. Giriş güç devresi üzerine konmuştur; giriş faz sırarı ters geldiği zaman üzerindeki şalteri açarak, ters çalışmaya mani olur.

Bu motorun dönerken sabit kalması ve ısınmamasının sebebi, derin oluklu olmasıdır. Dolayısı ile kısa devre akımı küçüktür ve motor ısınmaz.

İstanbul’da ilk elektirk gücü, Pera Palas nedeniyle kullanılmıştır. Bir jeneratör Hoteli besliyordu ve bazen komşulara da elektrik verilirdi. Şematik resim ve fotoğraflardan, sistemi rahatlıkla anlamak mümkündür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir